BİR MUM YAKIYORUM...




Bir mum yakıyorum, içimdeki karanlığa inat. Sarı bir alev yükseliyor. Titrek sarı bir alev… Nefesim sıkışıyor, içime bir ağırlık çöküyor.  Seni arıyorum alevlerin arasında. Yüreğimi eriten gözlerini arıyorum… İçimi saran sıcaklığını, o sahiplenen dokunuşlarını arıyorum biraz… Nefes alışım hızlanıyor, tutamıyorum içime dolan havayı. Bırakıyorum istemsiz… Daha bir titriyor sarı alevler. Görsen, onlarda sensizliğe isyan ediyor dersin. Gözlerim dağın yamacından kopmuş kar kütlesi gibi eriyip akan muma takılıyor. Önce hızla eriyip aşağıya doğru kayarken yarı yolda donup kalıyor. Küçük küçük tepecikler oluşuyor yerde. Tepecikler çoğaldıkça mum küçülüyor yavaş
yavaş. Titrek sarı bir alev… Son çırpınışlarını görüyorum… Gözlerim ağlamaklı, içimi sıkı sıkı sarıyor kaybetmek korkusu…
Bir mum daha yakıyorum…




I light a candle, stubbornness dark inside. A yellow flame rising. Flickering yellow flame ... breath jams, crashes a weight inside. I'm looking you in the flames. Eyes that melt my heart I'm looking for ... inside enveloping warmth, that I'm looking for a little possessive touch of breathing ... I'm faster, I can not help around the inside air. Giving an involuntary ... more yellow flame flickers. If you could see, they are in the course of the rebellion absence. As my eyes from the broken snow melt flowing candle stuck mountainside. petrified remains before scrolls down quickly melted down. Small occurs in small mounds. The hills are multiplied candle slowly shrinking. Last throes of flickering yellow flame ... I see ... My eyes are tearful, tightly enfolded me in fear to lose ...
I light a candle than one ...

                                                                     (Görselin adresi: http://weekly.com.tr/)





SEZEN AKSU / DÖRT GÜNLÜK BİR ŞEY

Şimdi çok uzak bir hatıra gibi
O yaşadığımız
Boynumda bilmece gibi bir düğüm

Dört kısa günden bana
Bir garip sızı kaldı
Bir de deli özlemin

Ben senin gözlerinin
Yalan dolan bakışlarını bile sevdim
Ben sana bir annenin
Evladına duyduğu hisleri besledim
Ben senin bal gözlerinde
Dört kısa günde bilsen neler neler gördüm
Sahte ile gerçeğin karmaşasını
Yine de, sevgini özledim

Özledim ellerini, gözlerini
Ve yanık kokunu özledim

İnsan böyle bir duyguyu yaşarken
Gerçek yaşamla tüm bağlantıları
Kopmuşçasına ayakları yerden kesiliveriyor
Hoş bir zaman bu bağlantısızlık da
Yaşam kadar gerçek ve doğal
Biliyor musun?
Belki iyi oldu ama biz yere erken indik
Şimdi yarım yaşanmış o şey
Boynumda düğüm

Dört kısa günden bana
Bir garip sızı kaldı
Bir de deli özlemin

Dört günlük bir şey işte
Güzeldi, yaşandı ve bitti diye düşündük
Oysa bir duygusal yük vurduk yüreklerimize
Kırılıp döküldük
Bir zaman gözlerimizde çiçek açardı
Biz her umudu söndürdük
Özledim çiçekleri
Sevdiğimiz ne varsa her şeyi özledim

Özledim ellerini, gözlerini
Ve yanık kokunu özledim.

DAY FOUR SOMETHING

Now, much like a distant memory
That we live in
a knot around my neck like a puzzle

Four short days me
I had a strange pain
A mad craving

I'm your eyes
I even liked the view of lies
I am a mother you
I cherish feelings for his son
I am your honey eyes
What if you knew what I saw four short days
The complexity of the truth with false
Still, I miss your love

I miss her hands, eyes
And I miss the smell of burning

Such a sense of living people
All connections to have a real
Cut off from the ground severed feet
A lovely time in this disconnectedness
Life is so real and natural
Do you know?
Maybe it was a good place, but we went down early
Now those things happened half
node in my neck

Four short days me
I had a strange pain
A mad craving

The four-day work something
It was nice, experienced and done we thought
But we hit an emotional burden our hearts
We break down and poured
One time he opens our eyes flowers
We put every hope
Miss flowers
What if I miss everything that we love

I miss her hands, eyes

And I miss the smell of burning.